Haber Avrasya

'Suriye'de çözüm Soçi ve Astana'dan geçecek'

'Suriye'de çözüm Soçi ve Astana'dan geçecek'
50
15 Şubat 2019 - 18:09

ANKARA – MEHMET ALACA

Türkiye, İran ve Rusya arasında Soçi'de düzenlenen zirvede Suriye'deki sorunların çözümü konusunda önemli müşterek mesajlar verildi. Uzmanlar, terörizmle mücadele, Anayasa Komitesi, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve İdlib'de yaşanan sorunlar konusunda kısa sürede iyileşme yaşanacağını belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye konulu zirvede dün Rusya'nın Soçi kentinde bir araya geldi.

Zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiride, Suriye'nin “egemenliği ve toprak bütünlüğünün” korunacağı ifade edildi. İdlib'de ihlallerin önlenmesi gerektiğini konusunda da ortak tutum sergilendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve sonrası yaptığı açıklamada, “İdlib'deki terör örgütlerine karşı tavırlı durmaya mecburuz.” demişti.

İdlib'deki terör gruplarının eylemleri konusunda kaygısını dile getiren Putin ise “İdlib'deki militanların saldırgan eylemlerinin cezasız kalmayacağını” ifade etmişti.

Üç ülkenin Suriye'deki krizin çözülmesi için gösterdiği çabanın önemine işaret eden Ruhani de terörden temizlenmesinin ardından İdlib'in rejime devredilmesi gerektiğini savundu.

Rus ve İranlı yetkililer, İdlib'de terörle mücadele için operasyon düzenlenmesi konusunda ısrarcı davranırken, Türkiye tarafı ise bölgeye yapılacak operasyonun yol açacağı insani krize işaret ediyor.

İdlib'de terörle mücadele

AA muhabirine liderlerin ele aldığı konular ve zirvenin sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, üç ülkenin İdlib konusunda ortak görüş sergilemesinin önemli olduğunu vurguladı.

ORSAM Suriye Koordinatörü Oytun Orhan, Türkiye'nin İdlib meselesini zaman içerisinde çözme ısrarını sürdürdüğünün altını çizerek, “İdlib'e operasyon konusundaki baskı artarsa belki Türkiye, Heyet Tahrir Şam'a dönük, sivillerin zarar görmeyeceği sınırlı bir operasyon konusunda yeşil ışık yakabilir.” dedi.

Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney de Astana sürecinin üç garantör ülkesinin Suriye'de belirli konularda farklı görüşlere sahip olmasına rağmen, üçünün ortak olduğu konulardan birinin “terörizmle mücadele” olduğuna değindi.

Güney, “Zirvede, İdlib konusunda sorunlara rağmen orada bir iş birliğinin devam edebileceğinin altı çizildi.” şeklinde konuştu.

İdlib'de sorumluluğun daha çok Türkiye’de olduğunu vurgulayan SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Murat Yeşiltaş ise “İdlib'de Heyet Tahrir Şam'ın temizlenmesinden sonra Rusya ve İran, Türkiye'den farklı olarak, bölgenin rejime devredilmesi gerektiğini düşünüyor.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin İdlib meselesini krize dönüştürmek istememesinin, taraflar açısından aralarındaki tutum farklılığını kabul edilebilir hale getirdiğini belirten Yeşiltaş, “İdlib'de Türkiye bir süre daha zaman kazanmış oldu ancak Heyet Tahir Şam konusu nasıl halledileceği hala önemli bir konu olarak ortada duruyor.” diye konuştu.

Anayasa Komitesi konusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'de siyasi çözüm konusunda “Çözüm umudu hiç bu kadar filizlenmedi” ifadesini zirvenin en önemli sonuçlarından biri olarak değerlendiren uzmanlar, tarafların Anayasa Komitesi konusunda ilerleme sağlayacağını belirtti.

Oytun Orhan, Anayasa Komitesi konusunda tarafların ortak iradeye sahip olduğuna vurgu yaparak, “Belki çok uzun olmayan bir sürede Anayasa Komitesi kurulabilir. Bu da siyasi çözüm açısından önemli bir adım olacaktır.” ifadesini kullandı.

Orhan, Komiteyi oluşturacak son 10 isim üzerinde anlaşmazlık olduğunu aktararak, üç ülkenin de garantörü oldukları taraflara baskı yaparak uzlaşma konusunda bir iyileşme yaşanacağını öngördüğünü söyledi.

“Soçi ve Astana asgari müşterekler üzerinden adım adım giden bir süreç” diyen Nurşin Ateşoğlu Güney de Anayasa Komitesi konusunda üç tarafın sorunları çözme iradesine sahip olduklarını vurguladı.

Öte yandan, Murat Yeşiltaş da garantör ülkeler Komitenin oluşması için her türlü gayreti gösterirken, destek olması beklenen bazı Batılı ülkelerin ise aksi yönde çaba sarf ettiğini ileri sürdü.

Münbiç ve güvenli bölge

Uzmanlar, zirvede öne çıkan en önemli gündemlerden birinin de ABD'nin çekilme kararının ardından Fırat'ın doğusu ve güvenli bölge tartışmaları olduğu dile getirdi.

Bu nedenle, zirvede Suriye'nin “toprak bütünlüğü ve egemenliği” meselesine çok fazla vurgu yapıldığına işaret edildi.

İran ve Rusya kurulacak güvenli bölgenin rejime devredilmesini isterken, Türkiye ise bölgenin bu kez de Rusya'nın nüfuz alanına dönüşmesi ve terör örgütü YPG/PKK'nın Haseke'de olduğu gibi rejimle birlikte var olması ihtimallerine yönelik endişe duyuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dün Putin ile yaptığı görüşme öncesinde, “YPG/PYD Fırat'ın doğusundan temizlenmeden Suriye'nin toprak bütünlüğü sağlanamaz.” tespitini yapmıştı.

Konuya ilişkin, Oytun Orhan, Fırat'ın doğusu konusunda tarafların görüş farklılıklarına rağmen birbirlerinin kırmızı çizgilerine dokunmadan, bir oranda tüm tarafların güvenlik risklerini azaltan ortak yol üzerinde anlaşmayı başarabileceklerini dile getirdi.

Orhan, Münbiç ve güvenli bölgenin Ankara için “kırmızı çizgi” olduğunu vurgulayarak, “İdlib konusunda varılacak anlaşmada Rusya'nın, Türkiye'nin çok derinlere inmeyen güvenli bölgeye ve Türk askerinin orada bulunmasına yeşil ışık yakması beklenebilir.” şeklinde konuştu.

“Suriye'de çözüm Soçi ve Astana'dan geçecek.” diyen Yeşiltaş, “Suriye meselesine buradan çözüm bulunup, Cenevre'de son nokta konulabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya'nın, Suriye'nin kuzeyinden Türkiye'ye yönelen güvenlik tehditleri ve güvenli bölge konusunda anlayışlı davrandığını savunan Güney de Ruhani'nin “Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetini anlıyoruz” ifadesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin Soçi zirvesinden beklentisinin, Rusya ve İran'ın güvenli bölge konusundaki desteğini almak olduğuna işaret eden Murat Yeşiltaş, “Türkiye'nin terörle mücadelesi ve güvenlik kaygıları Rusya ve İran tarafından anlaşılmakla birlikte, bunun nasıl bir çözüme kavuşturulacağı konusunda farklılık olduğunu” belirtti.

Yeşiltaş, “Toprak bütünlüğü ve egemenlik meselesine vurgu yapılması, Suriye'deki terör örgütlerine, özellikle de PKK'ya verilen ortak mesaj” tespitinde bulundu.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.