Haber Avrasya

'Sokak ekonomisi aktörlerinin yüzde 90'ının sosyal güvenliği yoktur'

'Sokak ekonomisi aktörlerinin yüzde 90'ının sosyal güvenliği yoktur'
28
15 Şubat 2019 - 14:59

ANKARA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Sokak ekonomisi aktörlerinin yüzde 90'ının sosyal güvenliği yoktur. Çünkü her ay 754 lira yatırma gücü yoktur. Zaten zor geçiniyor. O zaman nedir tablo? Tablo şudur; Türkiye, sosyal bir devlet değil aslında. Unuttuğumuz temel kavram, sosyal devlet kavramıdır.” dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP Emek Büroları tarafından Litai TBB Konukevi'nde düzenlenen “Sokak Ekonomisi ve Güvencesizler Çalıştayı”na katıldı.

Kendileri için özel bir gün olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, kendinden önceki konuşmacıların, sokak satıcılarından bahsederken, “güvencesizlikten ve görünmezlikten” bahsettiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Aslında hepimiz onları görüyoruz. İster Kızılay'a, ister Beyoğlu'na, ister Adana'ya, ister Mersin'e gidin, onlar zaten gözümüzün önünde ama sorunları var mı yok mu bunu düşünmüyoruz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Karnımız acıktığında bir yerde bir midye, bir çiğ köfte yiyoruz ama bu insanlar nasıl geçiniyor ve bu insanlar hayata nasıl tutunuyor? Asıl düşünmediğimiz konu bu. Düşünmediğimiz için de onları görmediğimizi kabul ediyoruz. Aslında görüyoruz. Bu insanların sorunları var ve hayata tutunmaya çalışıyorlar. Bu insanlar, emin olun çok da karamsar değiller. Hayatı günlük, keyifle yaşıyorlar. İstanbul'a gidenler mutlaka Eminönü'nde balık ekmek yemiştir. O insanlar, yıllardır orada mücadele ediyorlar, hayatla mücadele ediyorlar. Karagöz Hacivat'ı izledik, Abdalları, sokak müzisyenlerini dinledik onların tamamını aslında görüyoruz ama o perdenin arkasında neler yaşadığını, onların günlük yaşamında neler oluyor onları bilmiyoruz.”

Hayatın hızla değiştiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, Yavuz Turgul'un Züğürt Ağa filmini hatırlattı. Filmde İstanbul'a gelen tüm köylülerin değiştiğini, filmin sonunda ise meşhur köyün ağasının çiğ köfte sattığını aktaran Kılıçdaroğlu, “Hayatın ne kadar hızlı değiştiğini görürüz. Dolayısıyla hepimizin görevi, özellikle siyasetçilerin, aydınların görevi, bu kesime biraz daha fazla bakmak, sorunlarıyla daha fazla ilgilenmelidirler.” diye konuştu.

Çok popüler değiller

Sokak ekonomisinin bütün dünyada şu veya bu şekilde gündemde olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, ama çok popüler olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Bunu, biraz arka planda tartışırız. Ama bunu görünür kılmak, unvanında halk sözcüğü olan CHP için zorunluydu. Biz, bugün bu toplantıyı yaparak, 'görünmüyoruz' denilen bu kesimi görünür kılmak istedik.” ifadesini kullandı.

Bu konuda bir çalışma yaptığını aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Sokak ekonomisi ve aktörleri, bir de hortumcu piyasa ekonomisi ve onun aktörleri. Öyle ya birisi alın teri döküyor, birisi gerektiğinde günün 12 saati çalışıyor, biri gerektiğinde arkadaşından borç alarak o gün satabileceği malzemeleri almaya çalışıyor, az önce ayakkabıcıyı dinledik. Boya fiyatının ne kadar arttığını, ancak ayakkabısını boyatmaya gelen birisinin fiyat arttı diye kendisini suçladığını anlattı. Zammı yapan o değil ama fatura ona çıkıyor. Nasıl görünür kılabiliriz diye oturup düşündüm neler yapabiliriz diye. Size siyahla beyazı anlatacağım. Beyaz tarafını sokak ekonomisinin aktörleri olarak düşünün, siyah tarafı da hortumcu piyasa ekonomisi aktörleri olarak düşünün.”

Bununla ilgili 13 madde sayacağını belirten Kılıçdaroğlu, 13'ncü maddenin ise çok önemli olduğunu bildirdi.

Sayacağı maddelerle siyahla beyaz arasındaki farkın ne kadar önemli olduğunun görüneceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birinci madde; sokak ekonomisinin aktörlerinin sabit bir mekanı yoktur. Durarak veya yürüyerek hizmet sunarlar. Peki hortumcu piyasa ekonomisinin aktörleri ne yapıyor? Görkemli iş merkezlerinde ya da plazalarda sabit iş yerleri vardır. Arada dağlar kadar fark var. Sokak ekonomisinin aktörlerinin herhangi bir sermayeleri yoktur, sermayeleri emekleridir. Ama hortumcu piyasa ekonomisinin aktörlerinin milyar dolarlık sermayeleri var. Gerçekten de siyahla beyaz kadar bir fark var. Sokak ekonomisinin aktörlerini biz işportacı, simitçi, baloncu, köfteci veya bozacı olarak tanımlarız ama hortumcu piyasa ekonomisinin aktörleri saraya yakın, saraydan beslenen, bakanın ya da damadın yakını, arkadaşı olarak adlandırırız. Bunların en meşhur olanını da toplum 5'li çete olarak tanımlar.”

Sokak ekonomisinin aktörlerinin hem belediyeye, hem maliyeye vergi ödediklerini aktaran Kılıçdaroğlu, “Ama hortumcu piyasa ekonomisi aktörleri, Türkiye'de vergi ödememek için bir sterline vergi cennetlerinde şirket kurarlar, oradan getirdikleri paralarla 5 kuruş vergi ödemezler.” dedi.

Sokak ekonomisinin aktörlerinin hemen hemen tamamının, büyük kentlerinde yaşadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, diğer kesimin ise milyon dolarlık villalarda, lüks pazarlarda yaşadığını söyledi.

Sokak ekonomisinin aktörlerinin devlet ihalelerine girme güçleri ve mali olanakları bulunmadığını vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, “Diğer kesim devletin en önemli fabrikaları, Sakarya'daki tank palet fabrikası dahil, ihaleli veya ihalesiz bunlara aktarılır. Bunlar, saraya yakınlıklarıyla en önemli ihaleleri alırlar. Dolar bazında alırlar ihaleleri garantileri dolar bazındadır. Hazine de bunlara dolar bazında garanti verir.” dedi.

240 milyar liradan fazla

Rant geliri elde etmenin sokak ekonomisinin aktörleri için imkansız olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, İstanbul'daki 76 gökdelen için “bir avuç rantiyeci”ye sağlanan gelirin 240 milyar liradan fazla olduğunu iddia etti.

Sokak ekonomisinin aktörlerinin toplumun yoksul kesimlerinin günlük, anlık ihtiyaçlarını karşıladığını belirten Kılıçdaroğlu, diğer kesimin ise siyasal yandaşları aracılığıyla toplumun geniş kesimlerinin gelirlerini hortumladığını ileri sürdü.

Sokak ekonomisinin aktörlerinin, ekonomik faaliyetlerini sürdürürken dayandıkları herhangi bir siyasal güç olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, “Ama hortumcu piyasa ekonomisi aktörleri, sürekli varlıklarını artırırlar. Sürekli varlıklarının artırılmasını sağlayan siyasi otoriteyi desteklerler ve siyasi otoritede bunları destekler. Bunun en somut söylemi, 'hırsız bizim hırsızımızdır' söylemidir.” diye konuştu.

Sokak ekonomisinin aktörlerinin, Türkiye genelindeki sayılarının 6 milyon civarında olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Ama hortumcu piyasa ekonomisinin aktörlerinin sayısı çok sınırlıdır. Rant gelirlerinin ve devlet ihalelerinin yüzde 90'ını kontrol ederler, 'geçim' diye bir dertleri yoktur. 11'nci maddemiz; sokak ekonomisinin aktörlerinin derdini dile getirecek medya organları son derece sınırlıdır ama hortumcu piyasa ekonomisi aktörlerinin emrinde medyanın en az yüzde 90'ı vardır ve siyasal iktidara her türlü desteği sağlarlar. Sokak ekonomisinin aktörleri sorunlarını dile getirme konusunda kendilerini sahipsiz hissederler. Ama hortumcu piyasa ekonomisinin aktörleri, saray, saray çevresi ve yargı, arkalarındadır. Hatta bunların içinde FETÖ'cülüğü çok açık olanlara bile hiçbir şey söylenmez. Çünkü bunlar karşılıklı bir birini beslerler. Dedim ki; 12 madde sayacağım, 13'ncü maddeye dikkatinizi çekmek isterim. Nedir 13'ncü maddemiz? 13'ncü maddemiz şu; herkesin emekli olma hakkı var ama emekli olmak için SGK'ya para yatırması gerekiyor. En az rakamı söylüyorum, SGK'ya sokak ekonomisinin aktörleri emekli olmak istiyorlar her ay en az 754 lira prim yatırmaları gerekiyor. 754 liranın, sokakta para kazanan birisi için ne kadar büyük para olduğunu takdirlerinize sunuyorum. Ama hortumcu piyasa ekonomisinin aktörleri de emekli olmak için onlar da en az 754 lira para yatırmak zorundalar. Bakın, 12 maddede siyahla beyaz var. Asla kıyaslanamayacak ölçüde büyük ayrılıklar var ama SGK'ya gelince koşullar eşitleniyor. 'Aynı miktarda parayı yatırsanız sizi emekli ederim' diyor. Hangi devlet diyor bunu? Anayasasında 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir' diyen devlet diyor. Peki burada adalet var mı? Sosyal adalet kavramı var mı?”

Emekli olmak için simit satanın da 754 lira, dolarla geçimini sağlayan, milyar dolarlık ihale alanlarında 754 lira SGK primi yatırmasının yeterli olduğunu tekrarlayan Kılıçdaroğlu, “Şu gerçeği hepimizin bilmesi lazım; sokak ekonomisi aktörlerinin yüzde 90'ının sosyal güvenliği yoktur. Çünkü her ay 754 lira yatırma gücü yoktur. Zaten zor geçiniyor. O zaman nedir tablo? Tablo şudur; Türkiye, sosyal bir devlet değil aslında. Unuttuğumuz temel kavram, sosyal devlet kavramıdır.” diye konuştu.

İki kesim arasında gelirler arasında büyük uçurumlar bulunduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesinin 2016/106 Sayılı sosyal devletle ilgili bir kararını okudu. Kararda, sosyal hukuk devletinin insan haklarına dayalı, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alınan devlet olarak tanımlandığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, kararda, “Sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyan, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlete sosyal hukuk devleti denir.” tanımının bulunduğunu söyledi.

Bunu, bir masal dinler gibi dinlediklerini aktaran Kılıçdaroğlu, bunun Türkiye ile gerçekliği olmayan bir mahkeme kararı olduğunu savundu.

Hak arayanların terörist ilan edildiği bir sürecin yaşandığını iddia eden Kılıçdaroğlu, “Peki bu 6 milyon insan yarın ne olacak? Onların sosyal güvencesi ne olacak?” diye sordu.

CHP olarak kendilerinin aile sigortası önerdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Aile sigortasının olmadığı bir yerde sosyal güvenlik tam olarak inşa edilmiş değildir. Ailenin güvencesi olmak zorunda.” dedi.

Emekli olmasına 4-5 yıl kalmış bir kişinin, işsiz kalması durumunda nasıl geçineceğini soran Kılıçdaroğlu, o sürede devreye aile sigortasının girmesi gerektiğini söyledi. “Eğer bu olduğu zaman, Türkiye'de herkes geleceğe güvenle bakabilir” diyen Kılıçdaroğlu, bunu kendileri hariç kimsenin dillendirmediğini söyledi.

Türkiye'nin 1974'te ILO'nun 102 sayılı Sosyal Güvenlik ve Asgari Normlar Sözleşmesi'ni imzaladığını hatırlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye'nin taahhüt ettiği sigorta alanlarından bir tanesi aile sigortasıdır. 1974-2019 niye uygulanmıyor? Sendikalar, sivil toplum örgütleri niye istemezler? Çünkü sokak çalışanlarının seslerini duymazlar, kulaklarını kapatırlar. Sendikalar, sokakta hayata tutunan kişilere de sahip çıkmak onların da hakkını savunmak zorundadır. TESK Başkanı, sadece sabit iş yeri olan esnafın değil, sokakta esnaflık yapıp hayata tutunanların da hayatını hakkını savunmak zorundadır. Zaten temel sorunumuz da görmezlikten geldiğimiz insanların sorunlarına gözlerimizi kapatmaktır. Ama biz bunları aşacağız. Asla karamsar değiliz.”

Daha önce İstanbul'da atık kağıt toplayıcılarının sorunlarını dile getirdikleri bir toplantı düzenlediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, sokakta çalışan kesimin sesini duyurmaya ve sosyal güvencelerini elde edinceye kadar mücadelelerini sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.

Muhabir: Barış Gündoğan

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.