Haber Avrasya

KKTC Dışişleri Bakanı Özersay: Doğu Akdeniz'de bozulan dengenin tekrar kurulduğu noktadayız

KKTC Dışişleri Bakanı Özersay: Doğu Akdeniz'de bozulan dengenin tekrar kurulduğu noktadayız
43
23 Ağustos 2019 - 12:49

Ankara

KKTC Başbakanı Ersin Tatar'ın resmi ziyareti kapsamında Ankara'da bulunan KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Diplomasi Muhabirleri Derneğine (DMD) üye bazı gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Özersay, Türk tarafının, Doğu Akdeniz'deki kaynakların sadece paylaşımına değil yönetimi konusuna da önem verdiğini söyledi.

Konuya ilişkin eleştirildiklerini belirten Özersay, şunları söyledi:

“Güney'den genelde şu eleştiri geliyor: 'Siz kuzeyde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğunuzu söylüyorsunuz. Güneydeki alanlarda ne işiniz var?' Eğer bize kuzey sizin, güney bizim diyorlarsa bunu net bir biçimde söylemelerini istiyoruz. O zaman başka bir eksende konuşalım. Eğer 'Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs Adası bir bütündür, vardır ve Avrupa Birliği'nin (AB) içerisindedir ve bu kaynaklar iki topluma da aittir' diyorlarsa, evet bizim adanın her iki tarafında hakkımız var, o nedenle lisans verdik.”

Özersay, Türk tarafının Kıbrıs konusunda 2011'de çok köklü bir paradigma değişikliğine gittiğini ve sadece protesto etmeyi bırakıp eyleme geçtiğini vurgulayarak, “Lisans verdik, sismik araştırma yaptık, kazı yapma noktasına kadar geldik. Özellikle 2011'den sonra bugün, Doğu Akdeniz bölgesinde sahada bozulan dengenin tekrar kurulduğu bir noktadayız.” ifadelerini kullandı.

“Lisans verme ve kazı yapma kozumuzu kullanırız”

Özersay, Kıbrıs'ta iki taraf ve bölgesel aktörler arasında ekonomik, ticari, askeri ve sivil konularda iş birliği yapılmasının Birleşmiş Milletlerin de desteklediği bir perspektif olduğuna dikkati çekerek, doğal gazın bu iş birliğinin en somut örneklerinden birine dönüşebileceğini söyledi.

Uluslararası şirketlerin de Rum tarafına mesaj verebileceğini vurgulayan Özersay, şöyle devam etti:

“Eğer uluslararası şirketler Kıbrıs Rum Liderliğine dönüp de 'Bugüne kadar lisans, sismik araştırma ve kazı noktasına kadar geldik. Artık bu kaynak paraya çevrilecek ve dünya piyasasına çıkacak. Bu eşikte ben bir sorumluluk alamam, risk yüksektir. Bu kaynaklara ortak olduğunu söyleyen Kıbrıslı Türklerle oturup anlaşman gerekir. Kıbrıs sorununun çözümünü bul demiyorum ama en azından doğal gaz ile ilgili olarak bu iradeyi almanı beklerim' dediği takdirde doğal gaz konusu fırsata dönüşür.”

Özersay, bu konuda uluslararası aktörlerin kendi kozlarını kullanmaması durumunda Türk tarafının kendi kozlarını öne süreceğine dikkati çekerek, “Bu da güç kullanma filan değildir. Bizim de lisans vermemiz ve kazı yapmamızdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Zaman zaman “Doğu Akdeniz'de çatışma ihtimali var mı?” sorusunun gündeme geldiğini anımsatan Özersay, “Eğer biz bu çalışmaları yapmamış ve bu dengeyi kurmamış olsaydık bugün çatışma ihtimali çok daha yüksek olurdu. Denge kurulduğu oranda çatışma ihtimali azdır.” dedi.

“AB adil davranmak istese de yapısı buna müsaade etmiyor”

Özersay, AB ve ABD ile ilişkiler konusunda da uzun dönemli projeksiyonlar yapmak için erken olduğunu belirterek, ABD'nin konuya yaklaşımına ilişkin, “Bu kaynakların paylaşımı bağlamında Kıbrıs Türkü'nün haklı olduğunu kabul eden bir duruş var şu ana kadar, bunda bir eksilme olmadı.” diye konuştu.

AB'nin Kıbrıs sorununu, Türkiye ile Rumlar arasında bir “mesele” olarak tanımladığını ifade ederek Özersay, “Bizi yok sayıyor. Bu çok endişe vericidir.” dedi.

Özersay, AB'nin, Kıbrıs Türkü'nü nasıl gördüğünü kestirmenin güç olduğuna dikkati çekerek, “AB, 2004 hayal kırıklığı ertesinde Kıbrıs Türk halkına çok fazla bir açılım ya da perspektif verebilecek durumda değil.” yorumunu yaptı.

AB'nin hazırladığı doğrudan ticaret tüzüğünün 2004'ten bugüne taslak olarak durduğu örneğini veren Özersay, şu ifadeleri kullandı:

“Ben AB'den veya Brüksel'den Kıbrıs Türkü'nün duruşunu kabul etsinler diye nasıl bekleyebilirim? Üstelik de üye devlet kabul ettiği Kıbrıs Rum tarafıyla dayanışma halinde olmak zorunda. Biz bunu gündelik hayatımızda da hissediyoruz. AB ne bize adil davranabiliyor, adil davranmak istese de adil davranamaz zaten, kurumsal yapısı buna müsaade etmiyor.”

“Kapalı Maraş'ta kişi ve vakıfların mülkiyet hakkı korunacak”

Özersay, Kapalı Maraş konusunda da envanter çalışmasının başladığı bilgisini paylaştı.

KKTC Dışişleri Bakanı Özersay, mülklerin durumu, tapu kayıtları, hukuki durum ve benzeri birçok konuyu içeren, taşınır ve taşınmaz malları kapsayan çalışmanın masada ve sahada devam ettiğini vurguladı.

Kıbrıs ve Türk medyasının da Kapalı Maraş'a davet edileceğini belirten Özersay, envanter çalışmasına ilişkin, “Öncesinde oranın sakini olan kişilerin ve vakıfların mülkiyet hakkına halel gelmeden bir çalışma yapacağız.” dedi. 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.